şahmeran

Şahmeran EFSANESİ -ŞAHMERAN NEDİR?

Şahmeran efsanesi çok duyduğumuz efsanelerden biridi peki bu hikaye nereden geliyor?

Şahmeran adı, Farsça yılanların şahı anlamına gelen “şah-ı meran”dan gelse de, Şahmeran tüm efsanelerinde dişi bir varlık olarak karşımıza çıkar. İran mitolojisinde de görülen Şahmeran, rasyonalist ve iyicil kimliğiyle bilinir. Belinden aşağısı yılan, üstü insan şeklindeki ‘Maran’ adı verilen, doğaüstü yaratıkların başında bulunan Şahmeran, hiç yaşlanmaz ve ölünce ruhunun kızına geçtiğine inanılır. Şahmeran’ın Akdeniz bölgesinin Tarsus ilçesinde yaşadığına inanılır. Mersin ilimize bağlı bir ilçe olan Tarsus,10.000 yıldan eski olan tarihiyle sayısız uygarlığa ev sahipliği yapmış , Kilikya medeniyetinin de başkenti olmuştur.

Bu efsaneyi Tarsus’ta bilmeyen, duymayan yoktur ve değişik ağızlar, değişik biçimlerde anlatır. Şahmeran efsanesi, Mardin ve çevresinde de yaygındır. Bu yörede Şahmeran ustaları tarafından yapılan tablolar evlerin duvarlarını süslemektedir. Halk arasındaki yaygın inanışa göre, Şahmeran, bulunduğu yerde kendisine dokunulmadığı sürece bereket ve huzur getirir ve yeraltı ülkesinde yılanlarıyla birlikte yaşar. Efsanelerde Şahmeran’la tanışan ilk insan olarak Camşab adı ön plana çıkar ama başka isimler de rivayet edilmiştir. Efsanenin anlatılışı yöresel farklılıklar gösterse de sonu hep aynıdır.

ŞAHMERAN EFSANESİ

Bu güzel Anadolu efsanesini bilinen şekliyle aktaralım: Çok evvel zamanlarda, Anadolu’nun güneyindeki bereketli topraklarda küçük bir köyde Camsab adlı bir delikanlı yaşardı. Camsab, eli yüzü düzgün,yakışıklı ve güçlü bir yapıya sahipti. Babasından devraldığı meslek olan odunculukla ekmeğini kazanır ve yaşlı babası ile anasından oluşan ailesinin geçimini sağlardı.
Bir gün Camsab ve üç arkadaş dağa odun kesmeye giderler. Gezinirken içinde bal olan bir kuyu keşfederler ve içlerinde en güçlü ve cesur olan Camsab’ı aşağı sarkıtırlar. Bal o zamanlarda yörede çok kıymetlidir; aşağıya sarkıttıkları kovayla Camsab balı yukarı taşır.

Camsab son kovayı da gönderdikten sonra arkadaşlarına seslenir ama ne halat geri gelmiştir ne de seslenişine bir cevap. İnsanoğlu hilekar ve nankördür.
Camsap ‘dostum’ diye bildiği dediği arkadaşları tarafından aldatılır, ihanete uğrar. Arkadaşları balı kendi aralarında paylaşırlar ve Camsab’ı kuyuda bırakıp giderler. Tüm ümitlerin tükendiği sırada Camsab, hemen yan tarafında iğne ucu kadar bir delikten ışık sızdığını görür. Çakısıyla deliği kazıyarak genişletmeye çalışır, o kazdıkça da delik genişler ve en nihayetinde sürünerek geçebileceği kadar büyütür deliği. Karşısına birden bir dehliz çıkar ve bu dehliz onu yeraltındaki yılanlar ülkesine götürür.

Burası şırıl şırıl sular akan çok güzel bir yerdir ve karşısında dünya üzerindeki tüm güzellikleri gölgede bırakan yarı insan yarı yılan kraliçe Şahmaran durmaktadır. Etrafında ise ona hizmet etmekle görevli yüzlerce yılan vardır. Kendini rüyada zanneden Camsab, kraliçenin tatlı sesiyle gerçekliğin içinde olduğunu farkeder. Gözlerini kraliçeden alamayan Camsab, tahtın yanına geçip Şahmeran’ın kıvrılmış kuyruğunun ucuna oturur. Bir rivayete göre Şahmeran ona aşık olur. Şahmeran bin yıldır yaşadığı, gördüğü ve öğrendiği ne varsa anlatır Camsab’a Maran diyarında. Şahmeran ona hastalıkların tedavisi ve şifalı otlar hakkında bütün bildiklerini öğretir.

Şahmeran, gitmemesi için ne kadar çok yalvardıysa bir gün Camşab, yer yüzüne dönmek istediğini söyler. Şahmeran sonunda onun ısrarına kayıtsız kalamaz ama kimselere de kendinden bahsetmemesi ve asla hamama girmemesi konusunda sıkı sıkı tembih eder. Çünkü Şahmeran’la karşılaşan her kim olursa hamama gittiğinde vücudu pullarla kaplanırmış. Aradan yıllar geçer. Şahmaran’a söz verip ailesine kavuşan Camşab uzun yıllar verdiği sözde durarak Şahmeran’ın yerini kimseye söylememiş ve hiç hamama gitmemiştir.

Şahmeran ‘nın Ölmesi

Bir gün yaşadığı ülkenin kralı amansız bir hastalığa yakalanır. Hiç bir hekim ve efsuncu çare olamaa bu derde.

Derken bu amansız hastalığın tedavisinin Şahmaran eti yemesiyle geçeceği söylentisi ülkeye yayılır. Bir şekilde Cemşab’ın Şahmeran’ın yerini bildiği duyulur. Ülkede yaşayan kim varsa
toplu halde hamamlara sokulur. Camsab, kaçmaya çalıştıysa da başaramaz ve o da yakalanıp hamama sokulur. Tabii Camsab’ın vücudu hamama girince pullarla kaplanır. Vezir, Şahmeran’ın yerini söylemesi karşılığında ona altın ve mücevher vaadinde bulunur. Hemen kuyunun başına gidilir ve Şahmeran dışarı çıkarılır. Camsab’ı gören Şahmeran ‘İşte Camsab nihayet kanıma girdin. Ben insanoğluna itimat edilmeyeceğini biliyordum.

Fakat ne çare ki yine aldandım’ demiş. Ölüme giderken de Camsab’a ‘Beni toprak çanakta kaynatıp ilk suyumu sana içirecekler sakın içme zehirlidir. İkinci suyumu iç gövdemi de hükümdara yedir’ demiş.
Şahmaran’ın söylediklerini aynen yerine getiren Camsab ilk suyu vezire içirip ikincisini kendisi içer. Etini de hükümdara yedirir. Vezir ölür, kral da kısa sürede iyileşip Camsab’ı veziri yapar. Bir rivayete göre Tarsus’ta, ‘Şahmaran Hamamı’ denilen hamamın içinde öldürülür ancak Şahmeran’ın öldürüldüğünü yılanlar bilmemektedir. Şahmeran’ın sevgisine bir şekilde ihanet etmiş olan Camsab da ünlü bir hekim olarak dertlere deva olmaya devam eder.


Şahmaran Efsanesi, Anadolu’da yaygın olarak bilinen, sevilen, hatta evlere uğur ve bereket getirmesi umuduyla resimleri asılan kültürel bir unsurumuzdur. Anadolu’nun binlerce yıllık zengin kültüründen izler taşıyan Şahmaran efsanesi, Anadolu insanının evlerinin duvarlarını resimleriyle süslediği, hatta çeyiz olarak işlemelerinde kullandığı bir motif olarak yaşatılmaktadır.

Hanok Ve Düşmüş Melekler okumak için tıkla

YORUMLAMAYA NE DERSİN?