Tuhaf deneyler

Bilim için yapıldığı söylenen saçma deneyler-3

Ruhumuzun ağırlığı

Dr. Duncan MacDougall, insan ruhunun bir ağırlığı olduğunu ilk kez keşfeden kişiydi. İnsan öldüğü anda bedeninde yaşanan ağırlık kaybını ölçebileceğini ve bu ağırlığın da ruhun kütlesi olduğunu iddia eden Duncan, ölümü çok yakın olan hastaları incelemeye aldı ve her birinde ölümden sonra yaşanan ağırlık kaybının 21 gram olduğunu keşfetti. Bu da demek oluyor ki ruhumuz 21 gram ağırlığındaydı. Dr. Duncan’ın bu çalışmaları bilim dünyasında hiçbir zaman önemli bir yere sahip olmadı ve unutulup gitti.

Kendi kalbiyle oynayan adam

Alman bilim adamı Werner Theodor Otto Forssmann, 1929 yılında kendi bedeni üzerinde gerçekleştirdiği bir deney ile ün salmış. Hiç kimsenin yardımı olmaksızın önce lokal anastezik alan, ve sonra kolunda açtığı bir oyuğa kateter sokarak kendi kalbine ulaşan bu çılgın bilim adamı, bu çalışması yüzünden işten kovulmuştu. Fakat 1956 yılında, kardiyak kateterizasyon işlemine olanak sağlayan bir prosedür geliştirdiği için tıp alanında Nobel ödülüne layık görüldü.

Frankenstein

1673 yılında Frankenstein Kalesi’nde doğan smyager Conrad Dippel, zamanının büyük çoğunluğunu anatomi ve simya alanlarında çalışarak geçiriyormuş. Söylentilere göre, hayal gücü yüksek bu bilim adamı, bir huni, hortum ve yağlama maddesi kullanarak, ölü bir bedenin ruhunu başka bir bedene aktarmaya çalışıyormuş. Geceleri mezarları kazarak ölü bedenleri çıkardığı söylentisi yayılınca kasabadan kaçmak zorunda kalan Dippel, Mary Shelley’in kale ile aynı ismi taşıyan romanına esin kaynağı olmuş.

Büyük patlama

Californiya’da bulunan Yüksek Derecede Patlayıcı Maddeler Birimi, bir stinger füzesi üzerinde, yeni keşfettikleri metal eritici lazerleri kullanarak deney gerçekleştiriyordu. Onların bu deneyleri sonucunda aşağıda gördüğünüz görüntü ortaya çıktı.

Bir ilginç adam: Nikola Tesla

Çılgın karakterli bilim adamlarının oldukça karizmatik görünmesinin başlıca sebebi olan Nikola Tesla, kendi ismini verdiği bir bobin geliştirmesiyle biliniyor. Bilim kurgu filmlerinde ve video oyunlarında, arka planda pes bir ses üreten ve döneminde oldukça büyük bir buluş kabul edilen bu aktarıcı bobin, Tesla’nın karakterini de yansıtıyor aslında. Pislikten ve böceklerden korkması, etrafında olan hiçbir şeyden memnun olmaması ve inci küpelerden nefret etmesiyle ün salan Tesla, aynı zamanda güvercinlere olan düşkünlüğü ve buluşları hakkında hiçbir zaman konuşmamasıyla da biliniyor.

Bilim için yapıldığı söylenen saçma deneyler-4

Hayvanların beynini kontrol edebiliriz

Bu iddia, “stimoceiver” adlı bir cihaz geliştiren Jose Delgado’ya ait. Stimoveiver cihazı bir tür bilgisayar çipi, uzaktan kontrol ediliyor ve bir hayvanın beynindeki elektriksel titreşimleri etkileyebiliyor. Hayvanlarda deri altına yerleştirilen bu çip, istenmeyen hareketlerden duygu kontrolüne, hayvanlar üzerinde oldukça geniş bir kontrol öbeği sağlıyor. Delgado’nun bu çalışması, bilim dünyasınca etik bulunmadığı için reddedildi ve geliştirilmedi.

Bakteri içen doktor

Mide ülserine neden olan helicobacter pylori bakterisini izole edebilen Dr. Robin Warren ve Dr. Barry Marshall, bu iddialarını kanıtlamak için oldukça sıradışı bir deney gerçekleştirdiler. Dr. Marshall, ülser hastalarının midelerinden toplanmış bir miktar bakteriyi içti ve kendi bedeninde bir mide iltihabı geliştirdi. Midesindeki mikrobu izole edebilen doktor ve arkadaşı 2005 yılında Nobel ödülüne layık görüldü.

Dünyayı tahrip eden bir buluş

Mekanik mühendisi ve kimyager olan Thomas Midgley, günümüzde hava kirlilğinin başlıca sebebi olan kurşunlu benzini geliştirmesinin yanı sıra, çevrecileri oldukça sinirlendiren diğer bir çok ürünü de geliştirdi. İcadını insanlara göstermek için elini kurşunlu benzin ile yıkayan Midgley,benzin buharını 60 saniye boyunca içine çekti ve kendisine hiçbir şey olmadı.

‘Şizofreniyi tedavi edebilirim’

Yeni düşünce kalıplarıyla insan beynini yeniden programlayarak şizofreni hastalarını iyileştirebileceğini iddia eden bu doktorun adı Ewen Cameron. Önce hastalara bir kulaklık takması söyleniyordu, ve ardından haftalar boyunca tekrarlanan pozitif mesajları dinlemeleri isteniyordu. 1950 ve 1960 yılları arasında, çok ciddi problemleri olmayan bazı hastalarda iyileşme belirtileri gözlenmişti. Bunun ardından, CIA’in de ilgisini çeken yeni yöntem için oldukça ciddi miktarlarda yatırım yapıldı fakat bir süre sonra Cameron’un tedavisinin hiçbir işe yaramadığı ortaya çıktı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.