varlık

VARLIK FELSEFESİ

Varlık felsefesi en temel konudur.Bilimin varlıktan hareket etmesine karşılık felsefe varlık
kavramında gizlenen problemi açığa çıkarmaya çalışır.Bilimin özel varlık türlerini konu almasına karşılık, felsefegenel olarak varlıkla ilgilenir.Bilimin görüntü – gerçeklik gibi konularla uğraşmamasına karşılık, felsefe özellikle bu tür sorularla ilgilenir.

Bugün doğa filozofları diye adlandırdığımız, felsefi düşünceyi
başlatan düşünürler evreni oluşturan kaynağın (ilk ana madde
olan arkhe) ne olabileceğini tartışırlarken ontolojiyi de başlatmış olurlar. Süreç içinde de bizim metafizik diye adlandırdığımız doğaüstü kavram ve olayların sorgulanması da alanınilgisi içinde yer almaya başlar.

Varlık  Felsefesi


Felsefi anlamda “varlık” üzerine yapılan tartışmalar, İslamiyet’in doğuşundan çok sonra, özellikle Yunan felsefesiyle gerçekleşen temaslar sonucunda ortaya çıkmıştır. İslam coğrafyasında özgün bir epistemoloji  ve terminoloji  geliştiren kelamcılar, filozoflar ve sufiler, varlık konusunda kimi zaman birbirine yaklaşan, kimi zaman da sert tartışmalara varacak kadar ayrımlaşan görüşler öne sürmüşlerdir.

Tanrı’nın varlığı “varlık” yönünden bakıldığında “tek” ise bu durumda onun varlığı dışındaki diğer tüm varlıkların varlığı hangi anlamda bir “varlık”tır sorusu kafaları meşgul etmiş, bazı filozoflar Tanrı’nın varlığını “Mutlak varlık“, diğer tüm yaratılmışları ise var olup olmama açısından mutlaklık taşımadığı için “Mümkün varlık” şeklinde tanımlayan bir ayrım yapmışlar ve aralarında bazı farklılıklar olsa da kelamcılar ve filozoflar bu ayrımı zihin dışında, ontolojik bir ayırım olarak algılamışlardır.Vahdet-i vücud taraftarı sufiler  ise bu ayırımın zihni bir ayırım olduğu, esasında varlığa bu şekilde bir ayrım getirilemeyeceğini ileri sürmüşlerdir. Her ne kadar varlık birliği düşüncesinde Tanrı ve kullar arasında Tanrı’nın “Tanrılığı” kulun “yaratılmışlığı” korunuyor olsa da bir kısım istisnaları bir kenara bırakacak olursak özellikle fıkıh, hadis, tevsir gibi dinî ilimler alanındaki bilginler bu anlayışın yaratıcı ile kul arasındaki farkı ortadan kaldıracak ve tüm dinî emir ve yasaklara kayıtsızlığa sevk edecek bir sapkınlığa  yol açacağı endişesine kapılmışlardır.

Varlık tek ve mutlağın varlığından ibarettir ancak tıpkı güneşin çeşitli aynalardaki yansıması gibi çokluk olarak görülür. Varlığın tezahürü de bir gerçekliğe sahiptir dolayısıyla evrenin de bir gerçekliği vardır. Çokluk ile birlik arasında mahiyet farkı vardır. Işığın tekliği renklerin çokluğu benzetmesinde olduğu gibi her ikisi de gerçektir ancak gerçekten bilenler çeşitli renklerin varlığını ışıktan aldığını da bilmekle birlikte renklerin varlığını da onaylarlar. Her şey varlığın içinde yer aldığından evreni inkar varlığı da inkar anlamına geleceğinden evreni inkar etmek mümkün değildir.Varlık felsefesi

TİTREŞİMLERDEKİ SIR https://liyasel.com/titresimler-gercek-sir/

Ghttp://sufizmveinsan.com/tasavvuf.html

YORUMLAMAYA NE DERSİN?