Yedi uyurlar

SELÇUKLU DÖNEMİNDE ANLATILAN YEDİ UYURLAR EFSANESİ

Selçuklu Devleti döneminde anlatılan Yedi Uyurlar efsanesi şöyledir: Bir zamanlar Dakyanus isimli bir oduncu yaşıyormuş. Bu oduncugünün birinde yazılı bir taş bulmuş. Taşta ne yazdığını merak eden oduncu hemen okuma yazma bildiği için kasaba bakkalının yanına gitmiş. Bakkal yazılanları okumuş ama oduncuya söylememiş. Bunun yerine, taşı bulduğu yeri göstermesi karşılığında tüm malını mülkünü kendisine vereceğini söylemiş. Şaşkına dönen Dakyanus taşın üzerine ne yazdığını ısrarla sorunca, bakkalcı taşı bulduğu yeri kazınca üç küp altın bulacağını, zenginleşip kral olacağını hatta tanrılığını ilan edeceğini söylemiş. Bakkalcının söylediği her şey gerçekleşmiş. 3 küp altını bulan oduncu parasının bir bölümüyle halka yardım ettiği için kral olmuş. Fakat oduncu zamanla öyle zengin ve güçlü bir kral olmuş ve kendini Tanrı yerine koymaya başlamış. Bir süre sonra, vezirlerine de kendini Tanrı saymaları yönünde baskı yapmaya başlamış. Bu duruma karşı koyan vezirler ise kovulmuş. Kralın zulmünden korkan 6 vezir, kent dışına kaçmış. Yolculuk esnasında vezirler şimdiki Kızlar Cimnazı’nda (Kızıl Gedik) bir çoban ile köpeğine rastlamış. Çoban da 6 vezire katılmış ve hep birlikte bir mağaraya sığınmışlar. Mağarada derin bir uykuya dalan bu grup, uyandığında içlerinden biri kente yiyecek bir şeyler almaya gitmiş. Alışveriş yaparken çok uzun süre uyumuş olduklarını anlayan bu kişi, kralın huzuruna çıkmış ve olan biteni krala anlatmış. Kral mağarayı görmek istemiş ama o anda mağaranın kapısı Tanrı’nın emriyle kapanmış ve bir daha hiç açılmamış.
Yedi Uyuyanlar Mağarası Hakkında Bilgi
Dünya üzerinde, Yedi Uyurlar efsanesinde sözü edilen mağaranın kendi sınırları içinde olduğunu iddia eden 33 kent bulunuyor. Bu kentlerden 4’ü ise ülkemizde yer alıyor. İşte Yedi Uyuyanlar Mağarası’nın sınırları içerisinde olduğunu iddia eden kentlerimiz: Afşin, Selçuk-Efes, Lice ve Tarsu

Birkaç yıl önce, Hristiyanlar tarafından anlatılan hikayedeki mağaranın Efes’te olduğu ortaya atılmış ve hatta Selçuk kaynaklarına dayanarak bu olayın kesinlik kazandığı söyleniyor. Buna göre mağara, İzmir’in Selçuk ilçesinde yer alan Efes Antik Kenti’nin yakınlarındaki Panayır Dağı eteklerinde bulunuyor. 1927-1928 yılları arasında yapılan kazı çalışmalarında, sözü edilen mağaranın üstüne yapılan kilisenin kalıntıları ve 6’ıncı yüzyıla ait mezarlar bulunmuş. Kilise duvarlarında ve mezarlarda Yedi Uyuyanlar’a ithaf edilmiş yazıtlar görülmüş. Mağara içerisindeki 7 insan iskeleti ve bir köpek iskeletinin sahibinin bu efsanedeki 7 genç ve köpekleri Kıtmir olduğu iddia ediliyor.
Müslümanlar nezdindeki hikayede geçen mağaranın Türkiye’de nerede olduğuna dair tartışmalar devam etmekle birlikte, görüşler Afşin ve Tarsus ilçeleri üzerine yoğunlaşmış durumda. Tartışmalar öylesine farklı bir boyuta taşınmış ki; Afşin Eshâb-ı Kehf Derneği, Ashab-ı Kehf mağarasının Afşin ilçesinde olduğunu kanıtlamak için bilim adamlarından oluşan bir heyete rapor hazırlatarak bunu yerel mahkemede açtıkları keşif davası ile karara bağlatmış. Tarsuslular ise, Tarsus şehrine iki saat uzaklıktaki Bencilüs veya Encilüs denilen dağdaki mağaranın tefsirler, tarihi kaynaklar ve arşiv belgelerine dayanarak Eshâb-ı Kehf mağarası olduğunu iddia ediyor. Tarsus’un kuzeybatısındaki Dedeler Köyü’nde yer alan bu mağara, Müslüman ve Hristiyanlarca kutsal sayılıyor. Yaklaşık 20 merdiven inilerek ulaşılan mağaranın yanına Osmanlı Padişahı Abdulaziz tarafından 1873 yılında bir mescit yaptırılmış.
Bu bilgilerin yanı sıra, Diyarbakır’da da Ashab-ı Kehf’e atfedilen bir mekan bulunuyor. Ayrıca, Kehf suresinin 17. ayetinde geçen “Güneş doğduğu zaman mağaralarının sağ tarafına meylettiğini, battığı zamanda sol tarafa gittiğini görürdün. Onlar mağaranın kuytu bir köşesinde idiler. Bu, Allah’ın mucizelerindendir. Allah kime hidayet verirse hidayeti bulur. Kimi sapıklıkta bırakırsa onu, irşat edecek bir dost bulamazsın”ifadelerine uygun olan bir mağara da Lice’de bulunuyor. İçeriye doğru girintili, üzerinde gölgelik şeklinde bir çıkıntı olan ve yerden yüksekte bulunan bu mağara, özellikleriyle ayette geçen tanıma uyuyor. 12’inci yüzyılda Artuklu Hükümdarı Melik Adil, bu mağarayı restore ettirmiş ve bir kitabe yaptırmış.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.