yunus emre

Yunus Emre

Yunus Emre’ nin olmadığı bir Türk edebiyatı düşünülemez.Yunus Emresiz bir Türk kültürü dahi düşünülemez…
Üzerinde yaşadığımız şu güzelim Anadolu’da Yunus ilahilerinin bilinmediği,söylenmediği bir karış toprak gösterilemez. Sadece Anadolu’da mı? Balkanlar’da da Yunus’un nefesi dalga dalga eser…

Yunus Emre’den bir ilahi bilmeyen, bir dörtlüğünü ezbere okumayan insanımız çok azdır. Bazen farkına varmadığımız halde günlük konuşmalarımızda onun sözlerini sık sık kullanırız.Çünkü biz onun içinde doğmuşuzdur,eserleri kulağımıza kendiliğinden dolmuştur.
Yunus emre çok meşhur ama çok ta mechuldür.Mezarının nerde olduğuna dair hala kuşkular vardır. Bu onun ne kadar mütevazı olduğunu gösterir. Anadolu’da birçok yerde Yunus’un mezarı diye türbeler vardır, bunun nedeni ise Anadolu insanımızın onu çok benimsemesi ve sevmesidir.
Yunus kültürümüzün ve dilimizin en önemli anahtarlarındandır.Hele ki Türkçemizin iyice yozlaştığı, üzerinde kara bulutların dolaştığı bu dönemlerde Yunusa ve eserlerine sarılmak milli bir görevdir.

Kısaca Yunus Emrenin Hayatı

Yunus Emre hakkında bilgiler sınırlı düzeydedir.Nerde doğduğu bilinmiyor. 13. yüzyılın ortalarında Moğal istilası ve Selçuklu Devleti’nin yıkıldığı dönemlerde yaşadığı tahmin ediliyor. Bu dönemin sarsıntı ve acıları Yunus’un eserlerinde derin izler bıraktı. Babasının adı İsmail. Medrese eğitimi gördü. Arapça ve Farsça öğrendi. İran ve Yunan mitolojisiyle, tasavvuf tarihini inceledi. Hacı Bektaş ya da Sinan Ata’nın halifesi Taptuk Emre’nin dergahında hizmet etti. Taptuk Emre’nin düşüncelerini yaymak için Anadolu’yu dolaştı. Eskişehir Sarıköy, Manisa Buna ve Emreköy, Erzurum Dutçu Köyü, Isparta Keçiborlu ve Karaman’da adına yapılmış mezarlar var. Ama nerede öldüğü ve gömüldüğü kesin belli değil. Tasavvuf yorumunu benimseyen Yunus Emre’nin keskin bir gözlem gücü, derin bir hoşgörü anlayışı var. Şiirlerini hece ölçüyle yazdı. Ama aruz denemelerine de yer verdi. Hece ölçüseyle yazdığı dörtlüklerin yanısıra yine hece ile beyitler ve gazeller de yazdı. Sağlığında düzenlediği divanı bulunamadı. Günümüzdeki divanları derlemedir. 1904’te birinci, 1924’te ikinci basımları yapılan Divan-ı Aşık Yunus Emre’nin yanısıra Burhan Toprak ve Abdülbaki Gölpınarlı’nın derleyip yayınladığı Yunus Emre divanları var.

yunus emre
yunus emre tasavvuf

Yunus Emrenin Edebi Kişiliği

Yunus Emre,halk diliyle tasavvuf edebiyatının en büyük şairidir.Ahmet Yesevi ile başlayan tasavvuf edebiyatı Yunus Emre ile en üstün seviyesine ulaşmıştır.Yunus’un duygu ve düşünce alemini hazırlayan kültürün kaynağında İslam İmanı vardır.
Yunus, insan olan herkese karşı; fakir, zengin, Hıristiyan ve Müslüman ayrımı yapmayan, engin sevgiyle bağlıdır.Onda ki insan sevgisi, insan’da Allah’tan bir parça, ondan gelip bedenlenmiş bir cevher bulunduğunu bilmesindendir. Yunus, işte bu parçanın bütününe yani Allah’a aşıktır.Yunus; duymuş, düşünmüş, inanmış ve bütün bu duyuş, düşünüş ve inanışlarını büyük bir sadelik ve kolaylıkla şiirleştirmiştir.

Yunus Emre Ve Mevlana Buluşması

Mevlana dervişleriyle yaptığı bir sohbet sırasında, bir derviş telaşla odaya girdi ve heyecanla,uzaklardan gelen genç birisinin kendisini ısrarla görmek istediğini haber verdi.

Mevlana , ” Buyursun bakalım ” diye izin verdi.

İçeriye orta boylu,cübbesiz,külahsız ve sakalsız,çok sade giyinimli bir delikanlı girdi.Mevlana yerinden adeta bir ok gibi fırladı.Bu zatı mana aleminden tanıyordu.Bu,kendisi gibi çağlara damgasını vuracak yiğit bir HAKK aşığı olan Yunus Emre idi…

Heyecan ve hasretle kucaklaştılar.

Odadaki dervişler bu samimi karşılamaya bir anlam verememişti,ama ortamın manevi yükünün yoğunlaştığını anlamakta zorlanmadılar…Daha sonra Mevlana ve Yunus Emre Karşılıklı Dini Şiirler Söylediler…Bir Mevlana Söylüyor…Bir Yunus Emre Söylüyor… Dervişlerde onları hayranlıkla izliyordu…

Yunus Emre ve Mevlana birbirini özleyen iki kardeş gibi yan yana oturdular…Mevlana sordu ;

– Pek güzel, Pek Sade giyinmişsiniz.Üzerinizde hırkanız bile yok ,üşümezmisiniz ?

Yunus Emre şiirle karşılık verdi ;

Dervişlik dedikleri hırka ile taç değil
Gönlün derviş eyleyen,hırkaya muhtaç değil
.

Mevlana beğendiğini belli eden bir hareket yaptı.Ve yine sordu ;

– Pek doğru söylersiniz.Nasılsınız iyimisiniz ? Nelerle meşgulsünüz ? Ne yapar ,ne eylersiniz?

Yunus Emre yine şiirle karşılık verdi ;

Adımız miskindir bizim,düşmanımız kindir bizim
Biz kimseye kin tutmazuz,kamu alem birdir bize
Ben gelmedüm dava için,benim işum sevi içün
Dostun evi gönüllerdir,gönüller yapmağa geldüm !

Mevlana, Yunus Emre’ye Sordu;
Biz dervişlerimize Tevhid’i öğretirken ” Bir elma iki ayna ” demiştik.Siz ne dersiniz ?

Yunus Emre cevap verdi;

Tevhid imiş cümle alem
Tevhidi bilendir adem
Bu tevhidi inkar eden
Öz canına düşman imiş.

Mevlana,Yunus Emre’nin bir süre dergahta kalmasını istiyordu.

-” Evet,davetimizi kabul buyurursanız,çok memnun kalacağız.Hemde size yazdığımız 6 ciltlik Mesneviyi okurduk” dedi.

Yunus Emre kalktı ,kapıya doğru yönelirken ilk kez şiirsiz konuştu;

-Ne kadar uzun yazmışsınız ! Çok emek ve gayret sarfetmişsiniz.Bize kalsaydı aynen şunu söylerdik ;

” Ete Kemiğe Büründüm,Yunus Diye Göründüm ”

Yunus Emre Kapıdan hızla çıkıp gözden kayboldu…

Yunus Emre’nin Bazı Öğütleri

Mal sahibi mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi?
Mal da yalan mülk de yalan; var biraz da sen oyalan..
*
Gelin tanışık edelüm işün kolayın tutalım
Sevelim sevilelim dünya kimseye kalmaz
*
Dervişlik dedikleri hırkayla taç değül
Gönlün derviş eyleyen hırkaya muhtaç değil
*
Derdi dünya olanın, dünya kadar derdi olur.
*
Ben dervişem diyen kişi iş bu yola ar gerekmez
Derviş olan kişilerün gönlü gündür dar gerekmez
*
Çok mal haramsız, çok söz yalansız olmaz.
*
İyi sözün aslın bilen derdi bu söz nerden gelir
Söz aslını anlamayan sanır bu söz benden gelir
*
Döğene elsiz gerek söğene dilsiz gerek
Derviş gönülsüz gerek sen derviş olamazsın
*
Bir kez gönül yıkdınsa bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi elin yüzün yumaz değil
*
Bir gönülü yaptın ise, Er eteğin tuttun ise
Bir kez hayır ettin ise, Binde bir ise az değil
*
Döne döne binbir öğüt verirler, Dünya malı ile gözün boyarlar
Yûnus öldü diye selâ verirler, Ölen hayvan imiş, Aşıklar ölmez
*
Sabır saadeti ebedi kalır, Sabır kimde ise o nasib alır
*
Elif okuduk ötürü, pazar eyledik götürü
Yaradılanı hoş gör, yaradandan ötürü
*
Yunus Emre der hoca, gerekse bin var hacca
Hepsinden iyice, bir gönüle girmektir

..

Şiirlerinde yaşamaya devam eden bir Hakk aşığı Yunus Emre..
Ne kadar yazsak, tarif etsek, onu anlatmaya cümleler yetmez..

TASAVVUF NEDİR?https://liyasel.com/tasavvuf-nedir/

YORUMLAMAYA NE DERSİN?